23 Temmuz 2012 Pazartesi

Nerede O Birkaç Yıl Önceki Ramazan Şenlikleri

Mübarek Ramazan ayında Antalya Büyükşehir Belediyemize Allah zeval vermesin... Her gün akşam iftardan sonra dışarı çıkıyorum. Şöyle Atatürk Caddesinden Karaoğlan Parkına sallanıyorum. Caddemiz yeni makyajlanmasına rağmen Ramazan ayından hiçbir anane göremiyorum. Hadi diyorum Antalya'nın en ünlü caddesinde yoktur. Tüm umutlarımı cebime koyarak Karaoğlan Parkına yol alıyorum. Büyükşehir belediyemizin önünden geçiyorum sadece etkinlik takvimini görüyorum. Tabi giderek beklentilerim daha da artıyor. Ne de olsa Antalyamızın bir tane büyükşehir belediyesi var. Biz vatandaşlarına yılın belirli zamanlarında kültür hizmeti sunmakla yükümlüdür. Özellikle Ramazan ayı Antalya'da sıcak hava mağlum müslümanlar niyetliyken gün ışığında dışarı adım atmıyor. İftardan sonra ailesiyle günün rehavetini üzerinden atmak için Akdeniz akşamına bırakıyor. Büyükşehir belediyemiz de vatandaşına kültür hizmeti sunabilmek için belde belediyesi tadında baştan savma bir Ramazan etkinliği hazırlamış. Hocamız göreve geldiğinde mükemmel yürütülen bir Ramazan etkinliği devraldı. Karaoğlan Parkı tarihinde böyle nüfuzu bir arada görmedi. İnanılmazdır ama 10 yıl içinde gelen ziyaretçi sayısı 1 ayda geliyordu. Üstelik iğne atsanız yere  düşmeyecek mahşeri bir kalabalık vardı. Peki bu insanlar ne için geliyordu? Öncelikle çocuklar için panayır alanında vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorlardı, sonra Osmanlı geleneğinden günümüze ulaşan birçok anane var. Bunlardan hiç şüphesiz en önemli fasıl eşliğinde çay, nargile ve hoş sohbetlerdi. Birde o etkinliklerin yerli esnafa ayrı katkısı vardı. Çok hareketli, festival tadında gündüzden geceye kadar ziyaretçilerine alış-veriş yapma imkanı sunan boydan boya sergiler vardı. Tabi ki her gecenin ayrı bir ağır konuğu olurdu. Büyükşehir sahnesinden alana gelen konuklara Akdeniz'in mehtabı eşliğinde ziyafet veriyor ve geceye renk katıyorlardı. Bunun yanında etkinlik programına uzun zamandır sahnelerde göremediğimiz usta sanatçılar da gelip kulaklarımızın pasını siliyordu. Bunlara ek olarak her akşam farklı gösteriler...  Semazen ve Ney, orta oyunu, hacivat-karagöz... Kısacası ailenizle oradaysanız her birinizin eğleneceği  çok amaçlı bir panayır alanıydı. Günümüzde iftardan sonra Karaoğlan Parkına girdiğimde Ramazan'ın o günlerdeki tadını alamıyorum. Organizasyon dar kapsamlı olunca halkın ilgisi de ona göre oluyor... Bizim Antalya Büyükşehir Belediyesinin Ramazan etkinliği anlayışı üç günle sınırlı sanırım. Açılışı Özdemir Erdoğan'la yaptık, haftada bir gün "Mahya Işıkları" ile Sunay Akın ve son gün Ümit Sayın var. Aradaki etkinlikler fason, sınırlı sayıda izleyiciye hitap eden gösteriler var. Mutlaka o amatör gruplar için görücüye çıkma fırsatı olacak ancak onların bir büyük sanatçıyla geceyi taçlandırmak etkinlikleri daha coşkulu yapmaz mı? Evet o 3 sene önceki Ramazan etkinliklerini özlüyorum. Çünkü ben orada çalışarak vakit geçiriyordum. Aynı zamanda oraya aileleriyle birlikte gelen mutlu insanları Ramazan ayı hiç bitmesin istiyorum. Ramazan etkinliklerinin yıldan yıla basitleştirilmesi inanan inanmayan tüm insanları Ramazan ayından da soyutluyor. Sıradan bir yaz gecesinde misafir olan Akdeniz akşamından zaman geçiriyor. Bu geçen zaman geri gelmez. Aklı başında hassas büyükşehir belediyemizin bu yazımı dikkate alarak hassiyetimin ne denli önemli olduğunun farkına varırlar mı bilmem. Şöyle bir durumda var size sanki zorla daha coşkulu Ramazan Etkinliği yapın diyormuşum gibi bir algı yaratmış olabilirim. Ben sanki öyle bir durum sezdim. İsterseniz hiç Ramazan etkinliği de yapmayabilirsiniz. Sebebini şu ya da bu nedenden dolayı yapamıyoruz diye açıklayın ben saygı duyarım.  Sabırla okuduğunuz için teşekkürler... Ramazan ayı sağlık, mutluluk ve huzur getirsin, tüm ibadetleriniz kabul olsun.

6 Temmuz 2012 Cuma

Güncel Parmaklar: Dünya Markasında 19. Türkiye

Güncel Parmaklar: Dünya Markasında 19. Türkiye: Türkiye markalaşma sürecinde çok önemli bir yol kat etti. Geçen gün açıklanan sıralamada Türkiye marka değeri olarak arkasında bir çok nam s...

Dünya Markasında 19. Türkiye

Türkiye markalaşma sürecinde çok önemli bir yol kat etti. Geçen gün açıklanan sıralamada Türkiye marka değeri olarak arkasında bir çok nam salmış bir zamanların Peri Masalı Ülkelerini geçerek kendimize 19. sırada yer bulduk. Bahsettiğim Peri Masalı Ülkeleri ise komşumuz Yunanistan başta olmak üzere, İzlanda, Portekiz gibi sıralanıyor. En zor durumda olan sırayla giderek Yunanistan'ın hala mali baskıları üzerinde devam ederken, Euro bölgesindeki durumunun belirsizliği de sürüyor. Buna keza İzlanda'nın ipotek altına alınan bankların durumu oldukça güç görünüyor. Portekiz'de işler Yunanistan ile hemen hemen aynı seviyede izliyor.  Uluslararası arenada reel göstergeler olumsuz seyrederken, Euro'nun değer kaybedip, Dolarında zora düşmesiyle Amerika, Avrupa ve Asya'da yaşanan krizler devletleri ekonomilerini durgunluğa sürüklüyor. Özellikle Euro Bölgesindeki krizin gün geçtikçe ağırlaşması yoğun bakımdaki ekonomilere lokal tedaviler çözüm üretemiyor. Bu durum Almanya başta olmak üzere Amerika'da da üretim endekslerine olumsuz olarak yansımaktadır. Çin dış talebe bağlı olarak büyümeyi sürdürerek marka sürecinde en çok aşama kaydeden konuma geçerek 2. sıraya yükselmiştir. Global piyasaların zor günler geçirdiği şu günlerde Çin'in bu başarısı sürdürülebilirlik açısından önemli bir sınavdan geçiyorlar. İnsan sermayesinin öneminin ilk sırada yer bulduğu çağımızda Çin şu an yedek kulübesinde devler ligine hazır bekliyor. Amerika Kıtasının parlayan yıldızı Brezilya ise inovasyona yaptığı yatırımların verimini alarak G.Amerika'da lokomotifi olabilecek seviyelere ulaştı. Brezilya'nın bu gelişim sürecinde hızlı devinimle yükselen ekonomi olarak işaret edeceğimiz Almanya ile ortak yönlere sahiptir. BRIC ülkeleri markalaşma sürecinde ve marka değeri olarak aynı tempoda büyümeye devam ederken son periyodun ilahı Türkiye'de ise kredi kuruluşlarının yükselttiği notlarla ekonomik durumu teyit eder nitelikte görünüyor. Dışarıdan gelen övgülerin biri, Türkiye için ince buz üstünde kayan balerine benzeterek küresel konjonktörün Türkiye açısından bir portresini gözler önüne seriyor. Türkiye'nin jeopolitik konumu itibariyle bölge ekonomisi sürekli sirküle eden bir yapıya sahip konumda. Bunun önemini çok iyi kullanan bürokratlara, ihracatçılara, tedarikçilere ve sanayicilere ayrı bir parantez açmak lazım. Devletin üretimi özel teşebbüsle buluşturması ve onlara mallarını pazarlayabileceği imkanlar sunması Türkiye'nin dinamizmini gösteriyor. Fakat bazı problemleri de göz ardı etmemek gerekir ki üretim malları giderek artarken sanayicinin en büyük sıkıntısı her zamanki gibi enerji ve ara mal kalemlerinde görülmeye devam ediyor. Bu konuyla ilgili bakanlıkların ve devlet strateji birimlerinin iç sahada alt yapıyı güçlendirecek çalışmalarda bulunması 2023 hedefinin anahtarı olabilir. Türk ekonomisi koşarak 19. sıraya geldiyse, depara kalkması ilk 10 için yeterli olacaktır.