29 Kasım 2012 Perşembe

Antalya AVM’ye Teslim


Antalya’da Kasım ayında yazdan kalma Pazar günleri geçiyor. Güz baharı beklenenin aksine ortalama sıcaklık değerlerinin üstünde geçiyor. Bu günlere alışık olmayan eski Antalya eşrafı güneşi ve baharı fırsat bilip soluğu parklarda, deniz kenarlarında, piknik alanlarında, falezlerde, seyir terasları ve benzeri açık alanlarda Pazar Keyfi yaparken orta yaş düzeyi ve altındaki nesil kenti kuşatan AVM’lerde vakit harcamayı yeğliyor. Haftanın en değerli zamanı Pazar gününü hayatımızı hapsettiğimiz AVM’lerde harcıyoruz. Sizce nüfusun önemli kesimi neden bayram ya da seyran değil iken yılın bu güzel havasında hafta sonu keyfini kapalı alanda geçirsin? Bu sorunun cevabını verebilmek için birçok neden sonuç ilişkisi kurabiliriz. Şartlar ne olursa olsun AVM’lerdeki cazibe alanları açık havaya yansıtılmadığından mı çok geniş kitle bu kapalı mekânları tercih ediyor. 


Yani kapalı alanlardaki rekreasyon faaliyetlerini Dünya’nın gıpta ettiği kentimizin kıyısına ikame edemiyoruz. Geçenlerde Pazar günü için erken olabilecek bir vakitte arkadaşımı ziyaret etmek amacıyla kent merkezinde bir AVM’ye gittim. İçeri girer girmez sizi farkındalığınızı hissettirecek bir duygu ile karşılaştığınızı görüyor, insanların bir mağazadan girip, öbür vitrine baktığı etkili bir kalabalık göze çarpıyor. Bugün çalışanların dert yandığı kaprisler kapalı alanlar olarak göze çarparken, bu insanların tatil günlerini de AVM’lerde geçirmesi oldukça ironik diyebiliriz. İnsanların elinde birbirinden farklı paketler, yüzlerinde anlık mutluluk simgesi gülücükler hayatın simgesi alış-veriş dünyası kapalı mekanlar…


Bizim günlerce dakikalarca konuşacağımız beklentiler ve zevkler böyle basit olmamalı. Yani kendimizi çevreden ve doğanın bize sunduğu eşsiz görsellerden soyutlamak heyecanı ve yaşamın tadını kendimi alıkoymaktır. İnsanlar sırf alış-veriş için değil güvenli, huzurlu ve sosyal olduğu için kapalı mekanları tercih ediyor. Bir bakıma haklı olabilirler. Çocuklar için sınırlı kalmış mekanikten oluşan eğlence oyuncakları, ebeveynlerin ise reyonları alt üst ederek fütursuzca alış-verişe kendini kaptırmaları tabi ki kapalı mekanları gözde yaşam alanı kabul edeceklerdir. Halbuki insanlık tarihte her daim doğadan beslenmiştir. Sonucunda doğanın ikame edilemeyen enerjisini içinde barındırarak hayatın bugün birçok önemli zorluklarına bu sayede göğüs germiştir.
Kentimizin birçok yönüyle kıymetini bilip kendimizi kapalı alanlarda pranga vurmayalım. Hafta sonunu keyifli geçirmek, hafta içi yoğun çalışma temposunda arada düşünüp “iyi ki Antalya’da yaşıyorum” demek istiyorsak benzeri olmayan Akdeniz körfezinin hakkını verelim. Doğanın, Antalya’nın sahip olduğu güzelliklerle buluşalım…